Kronik Paranazal Sinüs Hastalıklarının Preoperatif Değerlendirilmesi veFonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisinin Tedavideki Yeri
Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Diğer (Kurumlar,hastaneler Vb.), Türkiye
Tez Danışmanı: Adil Eryılmaz
Tezin Onay Tarihi: 1995
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Bu çalışmada; Şubat 1991 ve Haziran 1995 tarihleri arasında S.B. Ankara Hastanesi
K.B.B. Kliniğinde kronik paranazal sinüs hastalığı nedeniyle FESC ile tedavi ettiğimiz 415
hastayı inceledik.
Çalışmaya alınan 415 hastanın 213 ‘ü (%51.3) erkek, 202 ’si (%48.7) kadındı.
Hastaların en kü.üğü 9, en büyüğü 76 yaşında olup ortalama yaş 36 idi. FESC uyguladığımız
415 hastanın 37 ‘si (%8.9) pediatrik yaş grubundaydı. 37 pediatrik hastanın 14 ‘ü (%37.8)
erkek, 23 ‘ü (%62.2) kızdı. Pediatrik hastaların en kü.üğü 9, en büyüğü 16 yaşında olup
ortalama yaş 14 idi.
Preoperatif dönemde hastalar, kliniğimizin uyguladığı kronik paranazal sinüs hastalıklarını
evreleme sistemi kullanılarak sınıflandırıldı . Hastaların;
15 ‘i (%3.6) EVRE-0,
30 ‘u (%7.2) EVRE-1,
187 ‘si (%45.1) EVRE-2,
96 ‘sı (%23.1) EVRE-3,
87 ‘si (%21.0) EVRE-4 hastalarıydı ve en büyük grubu EVRE-2
hastaları oluşturuyordu.
Hastaların; 359 ‘unda (%86.5) anatomik varyasyon (a),
114 ‘ünde (%27.5) allerji-astım-ASA sensitivitesi (b),
196 ‘sında (%47.2) nazal polip (c) mevcuttu.
81 hasta (%19.5) daha önce opere edilmişti (d).
Kliniğimizde FESC sonrası, semptomların postoperatif dönemde subjektif düzelmesi
değerlendirilmiş ve bulgular kısmında detayını belirttiğimiz gruplamaya göre, genel başarı
oranımız %86.3 olarak belirlenmiştir.
FESC sonrası, başarı oranımız;
Anatomik varyasyon bulunan hastalarda %85.2, bulunmayan hastalarda %92.9;
Allerji-astım-ASA sensitivitesi bulunan hastalarda %80.7, bulunmayan hastalarda %88.4;
Polipli hastalarda %79.6, polipsiz hastalarda %92.2;
Daha önce opere edilen hastalarda %58.0, edilmeyen hastalarda %93.1 ‘dir.
Karşılaştırmalar sonucunda, hastalarda polip olması ve hastaların daha önce opere
edilmelerinin FESC sonrası başarıyı düşürdüğü sonucuna vardık. Anatomik varyasyonların
etyolojide önemli faktör olmalarına karşın FESC sonrası başarı sonuçlarını etkilemediğini saptadık.
Allerji, astım ve ASA sensitivitesinin de FESC sonrası başarı sonuçlarını etkilemediğini g.rdük.
Evreler dikkate alındığında FESC sonrası başarı oranı;
EVRE-0 hastalarda %86.7;
EVRE-1 hastalarda %93.3;
EVRE-2 hastalarda %93.6;
EVRE-3 hastalarda %83.3;
EVRE-4 hastalarda %71.3 ‘dür. Başarı oranımızın EVRE-1 ve EVRE-2
hastalarda en yüksek olduğunu, evre ilerledikçe başarı oranımızın düştüğünü saptadık. EVRE-0
hastalarda başarı oranımızın EVRE-1 ve EVRE-2 hastalarına göre daha düşük olmasının nedeninin
bu guruptaki hastaların sayısının az olmasına ve devam eden subjektif semptomların paranazal
sinüs kaynaklı olmamasından kaynaklanabileceğini düşündük.
FESC sonrası pediatrik yaş grubunda ise genel başarımız %86.5 ‘dir. Pediatrik yaş
grubunda, hasta sayımızın az olması nedeniyle, alt gruplara göre başarı oranımızı ayrıntılı olarak
belirtmedik. Yalnız 23 polipli pediatrik hastada başarımız %82.6; 14 polipsiz pediatrik hastada
ise başarımız %92.9 ‘dur.
FESC uyguladığımız hastaların 85 ‘inde (%20,5) komplikasyon meydana geldi.
1 hastamızdaki BOS sızıntısı dışındaki tüm komplikasyonlarımız minör komplikasyonlardı.
Minör komplikasyon oranımız %20.24 (84 hastada), major komplikasyon oranımız %0.24 ‘
dür (1 hastada).
Komplikasyonlardan kaçınmak için, yeterli teorik bilgiyi alan cerrahlar, öncelikle kadavra
çalışmaları yapmalı, başlangıçta lezyonları sınırlı hastaları seçmeli, etmoid çatı, lamina papricea,
arka etmoid ve sfenoid bölgesinde körlemesine ve palpasyonla çalışma yapmamalı, lokal
anesteziyi tercih etmeli, göremediği veya şüphede kaldığı yerde durmalıdır. Gerekli teknik bilgiyi
almış, tecrübeli cerrahlar elinde FESC ‘inde komplikasyon minimaldir.