21th International Hippocrates Congress on Medical and Health Sciences, Ankara, Türkiye, 13 - 14 Mart 2026, ss.98-99, (Özet Bildiri)
Özet
Amaç: Bu ön çalışmanın amacı, diş hekimliği öğrencilerinin çocuk hastalarda kullanılan davranış
yönlendirme tekniklerine yönelik kabul düzeylerini pedodonti stajı öncesi ve sonrası değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem: Bu ön–son karşılaştırmalı çalışmaya, bir diş hekimliği fakültesinde pedodonti stajını
tamamlayan ilk 30 dördüncü sınıf öğrenci dâhil edilmiştir. Çalışma için etik kurul onayı alınmıştır
(2025/285). Katılımcılara staj öncesi ve staj sonrası olmak üzere iki zaman noktasında, Amerikan
Pediatrik Diş Hekimliği Akademisi (AAPD) Davranış Yönlendirme Rehberi esas alınarak hazırlanmış
bir anket uygulanmıştır. Anket, öğrencilerin çocuk hastalarla çalışmaya ilişkin kaygı düzeylerini ve
davranış yönlendirme tekniklerini mezuniyet sonrası klinik uygulamada kullanmaya yönelik kabul
düzeylerini değerlendirmiştir. Yanıtlar 5’li Likert ölçeği kullanılarak kaydedilmiştir. Eşleştirilmiş
karşılaştırmalar Wilcoxon signed-rank testi ile yapılmış ve sonuçlar medyan (çeyrekler arası aralık)
olarak sunulmuş, istatistiksel anlamlılık düzeyi p < 0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Staj
sonrasında öğrencilerin çocuk hastalarla çalışmaya ilişkin kaygı düzeylerinde azalma eğilimi gözlenmiş
ancak istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p=0.113). “Anlat–göster–uygula” tekniğini mezuniyet
sonrası klinik uygulamada kullanmaya yönelik kabul düzeyi staj sonrası anlamlı olarak artmıştır
(p=0.003). Ebeveyn varlığının kullanımı için kabul düzeyinde anlamlı artış saptanmıştır (p=0.006).
Ayrıca, genel anestezi ve sedasyon uygulamalarını uygun vakalarda kullanmaya yönelik kabul
düzeyinde staj sonrası anlamlı artış izlenmiştir (p=0.042). Buna karşılık, koruyucu stabilizasyonu
mezuniyet sonrası kullanmaya yönelik kabul düzeyinde anlamlı bir değişim gözlenmemiştir (p=0.361).
Sonuç: Bu ön çalışma, pedodonti stajında gerçekleştirilen gözlemsel ve pratik uygulamaların
öğrencilerin çocuk hastalarla çalışmaya yönelik klinik yaklaşımlarını etkilediğini göstermektedir. Staj
sürecinde çocuk hastalarla çalışmaya ilişkin kaygının azalma eğilimi gösterdiği ve temel, iletişime
dayalı davranış yönlendirme teknikleri ile ileri tedavi seçeneklerine yönelik kabul düzeylerinin arttığı
görülmüştür. Koruyucu stabilizasyon gibi daha kısıtlayıcı yöntemlerde kabul düzeyinin değişmemesi
ise öğrencilerin bu yöntemleri daha temkinli değerlendirdiğini düşündürmektedir.